Benzeşen kaderler: Filistinli Anne Frank’lar

Feramuz ERDİN

Alman Yahudisi Anne Frank ve Gazzeli Müslüman Alma Carur’un 80 yıl arayla gözü dönmüş savaş çığırtkanlarının karşısında çaresizce benzeşen kaderlerini görmezden gelemeyiz.

Savaş mağduru küçük kız Anne Frank, trajik ölümü ile Yahudilere uygulanan Nazi zulmünün simgesi olmuştu. Bugün ise Netanyahu liderliğindeki İsrail Filistin’de binlerce çocuğun Anne Frank ile aynı kaderi yaşamasına neden oluyor.

Çocukların savaştan uzak olması gerektiğinin en güzel ve en acı örneğidir Anne Frank’in hikayesi. 12 Haziran 1929 doğumlu Annelies Marie “Anne” Frank, Yahudi kökenli Alman-Hollandalı günlük
yazarıdır. II. Dünya Savaşı sebebiyle 1942’den 1944’e kadar işgal altındaki Hollanda’daki yaşamını yazdığı günlüğü daha sonra Anne Frank’in Hatıra Defteri adıyla basılmıştır. Frank, bu sebeple
Holokost’un en bilinen mağdurlarından biridir.

HAYATTA KALMAK İÇİN SAKLANDILAR

Anne Frank Frankfurt’ta doğdu, Naziler’in Almanya’yı kontrol altına almasıyla dört buçuk yaşındayken ailesiyle birlikte, kısacık hayatının hayatının çoğunu geçireceği Amsterdam’a göç etti. Alman vatandaşı olarak doğmuştu ama Yahudi olduğu için 1941’de vatandaşlığını kaybetti. Mayıs 1940’ta Almanların Hollanda’yı işgaliyle Amsterdam’da kapana kısıldı. Temmuz 1942’de Yahudilere yapılan zulüm arttığı için ailesiyle birlikte bir evdeki kütüphanenin arkasında gizli bir odaya saklandı. Bu süre zarfında, Ağustos 1944’te ailenin Gestapo tarafından tutuklanmasına kadar geçen sürede, doğum günü hediyesi olan günlüğüne düzenli olarak yaşadıklarını yazdı. Ailesiyle birlikte tutuklanınca Nazi toplama kamplarına gönderildi ve burada hayatını kaybetti.

Anne Frank’ın sığındığı ev bugün Amsterdam’da müze olarak bulunmaktadır.

GAZZELİ ALMA

2 Aralık 2023 sabahı, 12 yaşındaki Alma Carur, İsrail bombardımanı ile harabeye dönen Gazze’deki 5 katlı evlerinde enkaz altında kurtarılmayı bekliyordu. Kurtarma ekibi önce Alma’ya ulaştı, pürüzlü beton levhaların ve bükülmüş metal çubukların arasından onu çıkardılar. Hala yaşadığı olayın şokundaydı. Ama yüzündeki acı daha fazlasını işaret ediyordu.
Görevliler ona diğer aile bireylerinin nerede olduğunu sordular. Başıyla iki yanındaki enkazı işaret etti. 18 aylık kardeşi Tarazan ile birlikte babası Mohammed (35); annesi Naima (38); erkek kardeşleri Hanem (14); Kinan (6) ve kız kardeşi Rihab (11) hayatlarını kaybetmişti.

Bombardıman sonrası yardım etmek için en yakınındaki kardeşi Tarazan’ın yanına koşan Alma yaşadıklarını şöyle anlatıyordu:

“Üstündeki battaniyeyi kaldırdım. Akıl almaz bir durumdaydı. Kafası kopmuştu. Keşke kardeşimi öyle göreceğime ben ölseydim. Daha 18 aylıktı. Bu savaşta ne yapmış olabilirdi ki?”

ÇOCUKLAR MAĞDUR OLUYOR

Her savaşın, çatışmanın ve anlaşmazlığın en mağdurları genelde savunmasız kişiler olur. Hayata karşı hazırlıksız olan bu kişilerin savaş gibi bir afet karşısında direnmeleri çok zor, hatta imkansızdır. Bundan 80 yıl önce Avrupa’daki Yahudi çocuklarının yaşadığı çaresizlik ve acının bir benzerini bugün Gazze ve Refah’taki çocuklar yaşamaktadır.

80 yılda hiçbir ders alınıp hiçbir şey de değişmediyse, o zaman biz soralım: Nerede bu insanlık?

patronlardunyasi.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir